🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 26 Ocak 2026

Herkese Fason Radyo’dan selamlar! Ben Stelyo. Yunanistan basınında bugün Türkiye’ye ayrılan sayfalara şöyle bir göz attığımızda yine tanıdık manzaralarla karşılaşıyoruz. Bir yanda Ankara’nın “durdurulamaz” yükselişinden duyulan derin endişeler ve askeri gücümüzü anlatan abartılı tasvirler, diğer yanda ise Ege’deki diyalog ortamını ve Ortadoğu’daki karmaşık dengeleri anlamaya çalışan analizler var. Gündemde ne yazık ki İstanbul’dan gelen ve insanlığın bittiği yer dedirten trajik bir olay da yerini almış. Hadi gelin, komşunun kaleminden bugün biz nasıl görünüyoruz, hep birlikte bakalım.

Ankara’nın ‘Dokunaçları’ ve Komşudaki ‘Endişeli’ Bekleyiş

Bugünün incisi şüphesiz Ta Nea gazetesinden geliyor. Gazete, Türkiye’nin askeri “dokunaçlarını” Libya’dan Suriye’ye, Azerbaycan’dan Pakistan’a nasıl uzattığını anlatan destansı bir yazı kaleme almış. Meğer bizim haberimiz yokmuş, Erdoğan’ın kurmayları pek iddialı planlar hazırlamışlar ve “Türkiye Yüzyılı” anlatısını her geçen gün daha da sağlamlaştırıyorlarmış. Yazıya göre Türkiye; Pakistan ve Suudi Arabistan ile üçlü bir savunma paktı kurma yolundaymış. Bu durum, Yunanistan’ın yeni müttefiki Hindistan ile Türkiye’yi karşı karşıya getirecekmiş. Belli ki komşuda birileri jeopolitik satranç tahtasını yeniden kuruyor.

Tabii ki yazıda “Kıbrıs’ın işgal altındaki toprakları” ifadesi de eksik olmuyor. Malum, Türkiye 1974’te Barış Harekatı’nı tamamen keyfi için düzenlemişti. Adadaki Türklere herkes çiçek uzatıyordu, hiç sorunları yoktu, değil mi ama? Yazı, Türkiye’nin şimdi de Lefkoşa yakınlarındaki Geçitkale (Lefkonuk) Havaalanı’nı teknolojik bir askeri üsse çevirerek adayı devasa bir askeri karargaha dönüştürdüğünü büyük bir endişeyle aktarıyor. Hatta Suriye’deki Palmira’yı bile gözümüze kestirmişiz. Bütün bu “agresif” hamleler de en çok İsrail’i endişelendiriyormuş. Anlaşılan o ki, komşunun gözünde ahtapot misali her yere uzanan bir Ankara imajı çizilmeye devam ediyor.

Kaynak: Ta Nea

İstanbul’da Kan Donduran Vahşet Yunan Basınında

Bu haberde ne sarkazm var ne de siyaset. Sadece derin bir üzüntü. İstanbul’da bir çöp konteynerinde başsız ve uzuvları kesilmiş bir kadın cesedinin bulunması, komşu basınında da şok etkisiyle yer bulmuş. Naftemporiki ve Kathimerini gazeteleri, bu korkunç olayın feminist dernekler tarafından nasıl bir öfkeyle karşılandığını ve polisin olayın faillerini yakalamak için başlattığı operasyonu detaylarıyla aktarıyor. Habere göre, kurbanla aynı uyruklu (Özbekistan) iki şüpheli, ülkeden kaçmaya çalışırken havaalanında yakalanmış. Böyle trajedilerin ne dini, ne dili, ne de milleti olur. Bu vahşet, nerede yaşanırsa yaşansın, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Komşu basınının da bu haberi bu hassasiyetle görmesi, acının ortak olduğunu bir kez daha gösteriyor.

Kaynaklar: Naftemporiki, Kathimerini

Analiz Masası: Ege, Trump ve İran Denklemi

Kathimerini gazetesi, siyasi analizleriyle de öne çıkıyor. Gazetenin bir köşesinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın “Ege sorununa kalıcı çözüm için tarihi bir fırsat var” sözleri mercek altına alınmış. Bu açıklamanın Atina’da soru işaretleri yarattığı belirtiliyor ve olası bir Trump başkanlığının dengeleri nasıl değiştirebileceği üzerine kafa yoruluyor. Yani, iki yaka arasında olumlu bir hava esse de, alttan alta stratejik hesaplar ve gelecek senaryoları yapılmaya devam ediyor.

Bir diğer ilginç analiz ise Türkiye’nin İran politikası üzerine. İngilizce yayın yapan ekathimerini’de de yer alan yazıya göre, Batı’nın İran rejiminin zayıflamasını veya çökmesini istemesine karşın, Ankara ve Doha (Katar) için durum tam tersi. Komşudaki analistlere göre Ankara, Tahran rejimini sevdiğinden değil, olası bir çöküşün kendi “gözenekli” sınırlarında yaratacağı kaos ve stratejik kayıplardan çekindiği için rejimin ayakta kalmasını istiyor. Bu, Türkiye’nin dış politikasının ne kadar çok katmanlı ve pragmatik temellere dayandığını komşunun gözünden okumak adına dikkate değer bir bakış açısı.

Kaynaklar: Kathimerini, ekathimerini