🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 12 Mayıs 2026

Ahoy ahoy Fason Radyo dinleyenleri ve blogumun sadık takipçileri! Stelyo yine mikrofon başında ve klavyenin tuşlarında. Bugün komşu Yunanistan’ın matbuatında yine bizden bolca bahsedilmiş. Atina’da bizim yüzümüzden çalmaya başlayan “alarm zilleri”, Almanya’nın Türk füzelerine olan ilgisi ve tabii ki Türkiye’nin Avrasya’daki “büyük ticaret rüyası”… Gündem yine yoğun, yine tanıdık. Bir de bu siyasi atışmaların gölgesinde kalan, insanı üzen bir sağlık haberi var. Hadi gelin, komşunun kaleminden bugün bize nasıl bakılmış, hep birlikte görelim.

Atina’da ‘Türk Yasa Tasarısı’ Alarmı: Komşu Yine Endişeli!

Güne komşudan gelen “panik” dolu bir haberle başlıyoruz. Ta Nea gazetesi, Türkiye’nin Ege ve Doğu Akdeniz’de “deniz yetki alanlarını güvence altına alacak” bir yasa tasarısı hazırlığında olduğunu yazmış ve manşetten “Atina’da Alarm” demiş. Habere göre, bizim bu hamlemiz, “temelsiz Mavi Vatan teorisine” yasal bir kılıf uydurma çabasıymış. Tabii canım, ne de olsa Türkiye’nin Ege ve Akdeniz’de hak iddia etmesi kadar temelsiz bir şey olamaz, değil mi? Zaten biz bütün bu adımları sırf iç politikada sıkıştığımız için atıyoruz. Yunanistan’ın kendi deniz parkları ilan etmesi, İyonya’da karasularını genişletmesi, Chevron’la anlaşmalar yapması ise hep uluslararası hukukun ve barışın bir gereği. Onlar yapınca stratejik deha, biz yapınca “iç politika için provokasyon”. Bu denklemi artık ezberledik.

Yunan hükümet sözcüsü de hemen çıkıp “tek taraflı bu tür yasaların uluslararası hukukta hiçbir değeri yoktur, sadece iç tüketime yöneliktir” demiş. Bizim yaptığımız her şeyin “iç tüketime yönelik” olduğu, onların her adımının ise evrensel barışa hizmet ettiği o kutsal gerçeği bir kez daha hatırlattığı için kendisine teşekkür ederiz. Tabii Avrupalı parlamenterleri de hemen göreve çağrılmış; Türkiye’ye nasıl baskı yapılacağı ve haddinin nasıl bildirileceği konusunda AB’yi göreve davet etmişler. Ne diyelim, komşudaki bu “endişeli” ama bir o kadar da telaşlı haller hiç bitmeyecek gibi görünüyor.

Kaynak: Ta Nea

Almanya Türk Füzesi Peşinde, Komşunun Gözü Üstünde

Gelelim Naftemporiki gazetesinin ilginç bir haberine. ABD’nin Tomahawk füzelerini Almanya’ya yerleştirme planından vazgeçmesi üzerine Berlin, gözünü bizim Yıldırımhan ve Tayfun füzelerimize dikmiş. Haberin ilginç kısmı ise şu: Almanya’nın bu füzeleri alırken “Yunanistan ve Kıbrıs engelini” aşmak için iki seçeneği değerlendirdiği belirtiliyor. Vay canına! Demek ki NATO’nun en büyük ordularından birine sahip Almanya, bir başka NATO müttefikinden savunma sistemi alırken, diğer iki müttefikin “engelini” aşmak zorunda kalıyor. İşte ittifak ruhu, işte müttefik dayanışması! Komşularımızın bir savunma alımında bile kendilerini nasıl bir “turnusol kağıdı” veya “geçiş kapısı” olarak gördüklerini anlamak açısından oldukça manidar bir haber.

Kaynak: Naftemporiki

MV Hondius Gemisindeki Salgın ve Türk Vatandaşlarının Tahliyesi

Siyasi atışmaları bir kenara bırakıp ciddi ve üzücü bir konuya gelelim. Ta Nea gazetesinde yer alan bir başka haber, MV Hondius adlı kruvaziyer gemisinde baş gösteren Hantavirüs salgınıyla ilgili. Gemide yaşanan bu krizin ardından, yolcuların ülkelerine geri gönderilmesi için bir dizi tahliye operasyonu düzenlenmiş. Haberde, tahliye uçuşlarının yapıldığı ülkeler arasında Kanada, Hollanda, Fransa, İngiltere, İrlanda ve ABD ile birlikte Türkiye’nin de adı geçiyor. Bu zorlu süreçte gemide mahsur kalan herkese, özellikle de ülkemize dönen vatandaşlarımıza büyük geçmiş olsun. İşte bu tür insani krizlerde, denizin iki yakasındaki insanların ortak endişelerde ve dualarda birleştiğini görmek, umut verici tek şey oluyor.

Kaynak: Ta Nea

Yunan Basınında Türkiye’nin Ticaret Koridoru Rüyası

Son olarak eKathimerini‘den bir analiz haberi. Yazıda, Türkiye’nin Basra Körfezi’ni Avrupa’ya bağlamayı hedefleyen “Kalkınma Yolu” projesi ele alınmış. Analize göre bu proje, Hindistan-Orta Doğu-Avrupa Koridoru’nu (IMEC) yenemese bile “Avrasya ticaretini yeniden şekillendirme” potansiyeline sahipmiş. Savaşların ve krizlerin sadece siyasi haritaları değil, ticari rotaları da değiştirdiğini vurgulayan yazı, Türkiye’nin bu vizyoner projesinin önemini teslim ediyor. Elbette bunu bir “rüya” olarak niteleyerek ve rakip koridorla kıyaslayarak yapıyorlar ama Türkiye’nin jeopolitik ağırlığını ve ticari bir merkez olma potansiyelini görmezden gelemedikleri de aşikar. Bakalım bu “rüya” kimler için kabusa, kimler için gerçeğe dönüşecek, zaman gösterecek.

Kaynak: eKathimerini