Fason Radyo’dan herkese selamlar! Stelyo ben, Yunanistan basınındaki Türkiye turumuza hoş geldiniz. Bugün menü oldukça zengin. Bir yanda Başbakan Miçotakis’in “sakin sular” politikasının ne kadar harika sonuçlar verdiğini anlatan güvercinler uçurulurken, diğer yanda aynı gazetelerin sayfalarında Türkiye’nin Ege’deki “yasadışı” hamleleri ve Yunanistan-İsrail iş birliğinin Ankara için nasıl bir “diken” olduğu anlatılıyor. Anlayacağınız, sular bir sakinleşiyor bir dalgalanıyor, biz de bu gelgitler arasında sörf yapmaya çalışıyoruz. Üstüne bir de Ayasofya’da bayrak açan “masum” turistler ve Uganda’dan gelen “şeytani Osmanlı İmparatorluğu” temalı savaş tehditleri eklenince, bugünkü gazete falımız epey hareketli çıktı diyebilirim. Hadi, dalalım bakalım derinlere.
Miçotakis: Türkiye ile “Sakin Sular” Politikası İşe Yarıyor
Güne güzel bir haberle başlayalım, değil mi? Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, Türkiye ile izledikleri “sakin sular” politikasının somut ve pratik sonuçlar verdiğini ve iki komşu ülke arasındaki gerilimi düşürdüğünü söylemiş. Atina’nın hedefinin Ankara ile işlevsel bir ilişki kurmak olduğunu belirtmiş. Ne diyelim, umarız bu sakinlik kalıcı olur ve rüzgâr bir anda fırtınaya dönmez. Çünkü aynı gazetelerin bir sonraki sayfalarında hava biraz bozuyor gibi…
Başbakan, “Amacımız Türkiye ile işlevsel bir ilişkiyi yeniden kurmaktır. ‘Sakin sular’ politikasının somut sonuçları var” dedi.
Yunanistan-İsrail İşbirliği: Türkiye İçin En Büyük “Diken”
İşte o beklediğimiz fırtına bulutları. “Sakin sular”dan hemen sonra Kathimerini, Yunanistan ile İsrail arasındaki askeri iş birliğinin, özellikle de “Aşil’in Kalkanı” hava savunma sisteminin geliştirilmesinin, Ankara için en büyük “diken” olduğunu yazıyor. Hayret! Türkiye’nin hemen yanı başında kurulan sofistike bir askeri ortaklığın Ankara’yı rahatsız etmesi ne kadar da şaşırtıcı, değil mi? Yoksa komşular bir araya gelip savunma tatbikatı yaparken Türkiye’nin alkış mı tutması bekleniyordu? İnsan gerçekten hayret ediyor.
Ankara’nın hedefinde sürekli olarak “Aşil’in Kalkanı”nın geliştirilmesiyle bağlantılı anlaşmalar bulunuyor.
Türkiye, Ege’deki “Yasadışı” Taleplerini Yasalaştırıyor
Ve klasiklerden biri daha sahnede! Kathimerini’nin haberine göre Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin “yasadışı taleplerini” yasalaştırmaya hazırlanıyormuş. Bakın, ne kadar düşünceliler. Türkiye’nin kendi kıta sahanlığını ve deniz sınırlarını belirlemesi, yani her egemen devletin yaptığı şeyi yapması, komşu basınında “yasadışı taleplerin yasalaştırılması” olarak yer buluyor. Anlaşılan uluslararası hukukta bir kural var ve biz bilmiyoruz: Bir şeyin yasal olması için önce Atina’dan onay alınması gerekiyor. Bu maddeyi kaçırmışız.
Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz bölgelerine ilişkin yasadışı iddialarını yasalaştırmaya hazır – Ankara Üniversitesi’nin haritasına göre hareket edecek.
Ayasofya’da Bayrak Açan Yunan Turistler Hala Gözaltında
Greek Reporter, Ayasofya’da bayrak açtıktan sonra gözaltına alınan iki Yunan turistin tutukluluk hallerinin devam ettiğini yazıyor. Yunanistan Dışişleri Bakanı da diplomatik ve hukuki kanallarla serbest kalmaları için çabaladıklarını söylemiş. Tabii canım, ne var ki bunda? Her turist, tarihi ve dini hassasiyeti olan bir mekana giderken bavuluna mutlaka dev bir bayrak koyar. Bu, turistik gezilerin olmazsa olmazı. Muhtemelen mimariyi incelerken bayrak kendi kendine çantasından fırlayıp açılmıştır. Başka bir açıklaması olamaz.
Ayasofya’da bayrak açtıktan sonra İstanbul’da tutuklanan iki Yunan turist hala gözaltında tutuluyor ve Atina, serbest bırakılmaları için diplomatik ve hukuki çabalarını sürdürüyor.
İstanbul’daki Bulgar Kilisesi’nde Patrikhane Krizi
Biraz da dinler arası diplomasiye bakalım. İstanbul’daki Bulgar Ortodoks cemaati, Edirne’deki Bulgar kiliselerinde Yunanca ayin yapılmasını yasaklamış. Sebep? Aziz George Günü kutlamaları sırasında Yunan Ortodoks din adamlarıyla yaşanan bir anlaşmazlık. Görüyorsunuz, komşularımız kendi aralarında bile anlaşamayınca olan yine İstanbul’a oluyor. Herhalde “Burası İstanbul, burada her türlü entrika döner” diye düşündüler. Patrikhane kavgaları bile magazinel bir hal alabiliyor.
İstanbul’daki Bulgar Ortodoks cemaati yönetim kurulu, Aziz George Günü kutlamaları sırasında çıkan bir anlaşmazlığın ardından Edirne’deki Bulgar kiliselerinde Yunanca ayinleri yasakladı.
Uganda Ordusunun Başı ve “Büyük İskender’in Torunu”, “Şeytani” Türkiye’ye Savaş İlan Etti
Ve günün en absürt haberiyle kapanışı yapıyoruz. Kendini “Büyük İskender’in soyundan gelen” biri olarak tanıtan Uganda Ordu Komutanı, “şeytani” olarak nitelediği Türkiye’ye savaş ilan etmiş. Twitter’dan, “Osmanlı İmparatorluğu’nun Afrika’da yeniden doğmasına asla izin vermeyeceğiz. O şeytanın imparatorluğudur, Deccal’dir” diye yazmış. Ankara’daki yetkililerin şu an bu büyük tehdit karşısında uykusuz geceler geçirdiğine eminim. Birisi kendisine Osmanlı İmparatorluğu’nun yaklaşık 100 yıl önce yıkıldığını söylemeli belki de. Ama olsun, Büyük İskender’in torunu diyorsa bir bildiği vardır elbet. Uganda’dan gelecek bir sonraki hamleyi nefesimizi tutarak bekliyoruz.
Uganda ordusunun başı ve kendini “Büyük İskender’in soyundan gelen” olarak ilan eden Muhoozi Kainerugaba, X (eski adıyla Twitter) üzerinden Türkiye’ye karşı yeni bir dizi saldırı başlattı.

