Fason Radyo’dan hepinize selamlar, ben Stelyo! Ege’nin karşı kıyısındaki matbaalardan gelen mürekkep kokusunu yine sizin için ciğerlerime çektim ve bugünün gündemine daldım. Komşunun gündeminde bugün Türkiye’nin iki farklı yüzü var: Biri masada diplomatik çözüm arayan, diğeri ise göklerde hakimiyet kurmak için kesenin ağzını açan. Anlaşılan o ki, her iki Türkiye de birilerini hem şaşırtıyor hem de biraz rahatsız ediyor.
Londra’dan Gelen ‘İstenmeyen’ Anlaşma Sesi
Komşunun İngilizce yayın yapan gazetelerinden Greek Reporter, bugün manşetine ilginç bir haber taşımış. İngiltere ve Türkiye, milyarlarca avroluk bir Eurofighter anlaşması imzalamış. Bu anlaşmayla Ankara, Eurofighter Typhoon programına tam entegrasyon için dev bir adım atmış. Habere göre bu, iki NATO müttefiki arasında askeri işbirliğinde “büyük bir adım” imiş.
Şimdi bir dakika… Hani Türkiye tecrit edilmişti? Hani NATO’nun yaramaz çocuğu ilan edilmişti ve herkes ittifaktan atılması gerektiğini fısıldıyordu? Ne oldu da NATO’nun ağır toplarından İngiltere, bu “istenmeyen” müttefikle milyarlarca avroluk savunma anlaşması imzalıyor? Galiba Londra’ya gönderilen “Türkiye’yi dışlayın” notları yolda kaybolmuş. Ya da belki de, sadece ufacık bir ihtimal, Türkiye komşunun basınının her gün anlattığı gibi bir “kötü çocuk” değil de, stratejik derinliği olan, vazgeçilmez bir müttefiktir. Ama ben ne bilirim ki? Onlar koskoca gazeteler, elbet bir bildikleri vardır, değil mi?
Kaynak: Greek Reporter
Ortadoğu’da Çözüm Masası Kurulurken Tanıdık Bir Misafir
Gelelim diplomasi cephesine… Naftemporiki gazetesi, Pakistan’ın Ortadoğu’daki gerilimi düşürmek için bir arabuluculuk rolü üstlendiğini yazıyor. Bu amaçla yarın Pakistan’da Suudi Arabistan, Mısır ve Türkiye’nin katılacağı önemli bir toplantı düzenlenecekmiş. Amaç, bölgede tansiyonu düşürecek bir mekanizma oluşturmak.
Ne ilginç değil mi? Dünya medyasında sık sık “yayılmacı” ve “agresif” olarak etiketlenen Türkiye, işler ciddiye binip de Ortadoğu’da barış ve istikrar için bir masa kurulduğunda, o masanın olmazsa olmazlarından biri oluveriyor. Hani her şeye burnunu sokuyordu? Demek ki bazen o “burun”, düğümleri çözmek için de gerekiyormuş. Bakalım komşunun kalemleri, Türkiye’nin bu diplomatik rolünü “Ankara’nın yeni Osmanlı hayalleri” olarak mı yorumlayacak, yoksa olması gerektiği gibi, bölgesel bir gücün sorumluluk alması olarak mı görecek? Merakla bekliyoruz.
Kaynak: Naftemporiki

