🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 27 Şubat 2026

Fason Radyo’dan hepinize selamlar, ben Stelyo! Atina’da yine hareketli bir gündemle karşınızdayım. Bugün komşu basınının manşetleri, Ege’de esen dostluk rüzgarlarının yerini nasıl bir anda diplomatik mektup fırtınasına bıraktığını gösteriyor. Ankara, BM’ye gönderdiği bir mektupla yine “istenmeyen komşu” ilan edilmiş. Diğer yandan maalesef ülkemizden gelen acı bir haberle yüreklerimiz dağlandı. Savunma sanayiindeki o meşhur F-35 dedikoduları ve Anadolu’dan gelen güzel bir kültürel dönüşüm haberi de bugünkü menümüzde. Hadi, lafı daha fazla uzatmadan bakalım komşunun gözünden Türkiye bugün nasıl görünüyormuş.

Ankara’nın BM’ye Yazdığı Mektup Atina’da “Provokasyon” Olarak Yankılandı

Efendim, hani liderler bir araya gelince tüm sorunlar çözülür, Ege’ye bahar gelir diyorduk ya, o hesap pek tutmamış anlaşılan. Miçotakis-Erdoğan görüşmesinden sadece birkaç gün sonra Ankara, Birleşmiş Milletler’e bir mektup göndererek Yunanistan, Kıbrıs Rum Yönetimi ve Mısır’ın MEB konusundaki adımlarını şikayet etmiş. Ta Nea gazetesi bunu “Türkiye’den Yunanistan’a yeni saldırı” başlığıyla duyurmuş. Naftemporiki ise “Provokatif mektup” demeyi tercih etmiş. Mektupta Türkiye, “Mavi Vatan” tezini savunuyor ve adaların deniz yetki alanları konusunda her zaman tam etkiye sahip olamayacağını, uluslararası hukukun keyfi yorumlanmaması gerektiğini belirtiyor. Ah, ne cüret ama! Uluslararası hukukun sadece Atina’nın yorumladığı şekilde olmadığını hatırlatmak için BM’ye mektup yazmak da neyin nesi? Herhalde Ankara’nın yapması gereken, “Pardon komşu, bizim adaların hemen dibindeki kıta sahanlığımız aslında sizin, biz yanlış biliyormuşuz” demekti. İşin daha da ilginci, Ankara mektupta bir de Atina Deklarasyonu’na atıfta bulunarak sorunların barışçıl diyalogla çözülmesinden yana olduğunu belirtmiş. Hem “provokasyon” yapıp hem barış istemek… Komşumuzun kafası yine bir hayli karışmış anlaşılan.

Kaynaklar:

Türk Hava Kuvvetleri’nin Acı Günü

Günün en üzücü haberi maalesef Türkiye’den geldi ve komşu basın da bu habere geniş yer ayırdı. Bir F-16 savaş uçağımızın eğitim uçuşu sırasında düştüğü ve pilotumuzun maalesef şehit olduğu haberi, burada da üzüntüyle karşılandı. Haberlerde, pilotun son anda fırlatma sistemini kullandığı ancak kurtarılamadığı detayı yer alıyor. İşte bu tür anlarda siyasi gerginliklerin, nota savaşlarının, mektupların ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Denizin iki yakasındaki insanların birbirlerine ne kadar sıkı bağlı olduklarını hep söylemiyor muyuz? Acılar ortak paydamız. Şehit pilotumuza Allah’tan rahmet, kederli ailesine, sevenlerine ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne başsağlığı ve sabır diliyoruz. Komşunun bu acı haberi siyasetten uzak, insani bir dille vermesi, olması gereken ve beklediğimiz tavırdır.

Kaynaklar:

F-35’lerin Kilidini Açacak 500 Milyar Dolarlık Enerji Anlaşması İddiası

Siyasi ve askeri kulisler de boş durmuyor tabii. Naftemporiki gazetesi, Türk basınında çıkan haberlere dayanarak ilginç bir iddiayı sayfalarına taşımış. Habere göre Ankara, F-35 programına geri dönmenin yolunu açmak için ABD ile 500 milyar dolarlık devasa bir enerji anlaşması üzerinde pazarlık yapıyormuş. Evet, yanlış duymadınız, 500 milyar dolar! Bu rakam kulağa biraz astronomik gelse de, uluslararası ilişkilerde bazen paranın açamayacağı kapı olmadığını biliyoruz. Bu devasa enerji anlaşması söylentisi, Ankara’nın F-35’leri ne kadar istediğinin ve bu uğurda ne kadar büyük oynamaya hazır olduğunun bir göstergesi olarak yorumlanıyor burada. Bakalım bu “altın anahtar” dedikodusu gerçeğe dönüşecek mi, bekleyip göreceğiz.

Kaynak: Naftemporiki

Anadolu’da Kütüphaneye Dönüşen Kilise

Günü güzel ve umut veren bir haberle kapatalım. Kathimerini gazetesi, Kilikya bölgesinde bulunan tarihi bir Ortodoks kilisesinin restore edilerek bir kütüphaneye dönüştürüldüğünü ve binlerce ziyaretçi ağırladığını yazıyor. Tarihi bir mirasın korunarak bir ilim ve kültür yuvası haline getirilmesi gerçekten de harika bir gelişme. Elbette komşu basını, haberin detaylarında yapının “görkemli taş kemerleri ve süslü Yunan yazıtlarıyla bir zamanların gelişen Rum varlığının kanıtı” olduğunu vurgulamayı ihmal etmemiş. Tarihi hatırlamakta bir sakınca yok tabii ama bu hatırlatmalar bazen “buralar hep bizimdi, kıymetini bilin” imasına dönüşebiliyor. Yine de biz bardağın dolu tarafına bakalım; ne mutlu ki o güzelim yapı bir otopark veya alışveriş merkezi olmak yerine, kitapların ve bilginin evi olmuş.

Kaynak: Kathimerini