🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 21 Şubat 2026

Ahali, Fason Radyo stüdyolarından selamlar! Ben Stelyo. Atina’da sabah kahvemi yudumlarken yine gazeteleri önüme serdim, bakalım komşu bizim için neler yumurtlamış. Gündem yine maşallahlık. Bir yanda “işgal altındaki topraklara” kablo döşeme oyunlarımız, diğer yanda Girit açıklarındaki “provokasyonlarımız” var. Tabii araya paça çorbası gibi çok daha “hayati” bir kavgayı sıkıştırmayı da ihmal etmemişler. Bir de uluslararası bir anket var ki, kim neyiyle övünüyor, onu da masaya yatırmışlar. Hazırsanız, dalalım bakalım komşunun basınına.


Biz Halkımızla, Onlar Tarihleriyle Gurur Duyuyor

Atina’nın köklü gazetelerinden Ta Nea, Pew Araştırma Merkezi’nin yaptığı kapsamlı bir “ulusal gurur” anketini manşetine taşımış. Farklı milletlere “Neyinizle gurur duyuyorsunuz?” diye sormuşlar. Sonuçlar ilginç. Komşularımız Yunanlar, yüzde 37 gibi ezici bir oranla “tarihleri” ile övünüyorlarmış. Antik medeniyet, demokrasi, filozoflar, atalarının savaşları… liste uzayıp gidiyor. Bizde ise durum biraz farklı. Ankete göre Türklerin en büyük gurur kaynağı %20 ile “halkı”. Misafirperverliğimiz, vatanseverliğimiz ve tabii ki “savaşçı ruhumuz” ön plana çıkmış. Bunu %12 ile tarihimiz ve %8 ile askeri gücümüz takip ediyor. Özellikle SİHA’lara atıf yapılmış. Anlaşılan o ki, komşu geçmişiyle, biz ise bugünkü insanımız ve gücümüzle gurur duyuyoruz. Herkesin yoğurt yiyişi farklı tabii.

Herkesin gurur duyduğu şeye bakın, ne kadar manidar değil mi? Biri binlerce yıl önceki atalarıyla övünürken, diğeri bugünkü halkının karakteriyle ve ürettiği teknolojiyle… Neyse, herkes kendi tercihini yapar.

Kaynak: Ta Nea

“İşgal Altındaki Topraklarda” Türklerin Elektrik Oyunları

Ta Nea’da bir başka dikkat çeken haber ise Kıbrıs’la ilgili. Gazete, Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs ile bir elektrik bağlantısı kurma planını “yeni manevralar” ve “Türk oyunları” olarak nitelendiriyor. Haberde, bizim bu projeyi Avrupa Birliği’ne, Yunanistan-Kıbrıs-İsrail eksenindeki projeye bir alternatif olarak sunup bir de üstüne AB fonu kapmaya çalıştığımız iddia ediliyor. Kuzey Kıbrıs için kullanılan ifadeler ise her zamanki gibi: “İşgal altındaki topraklar” ve “sözde devlet”.

Tabii canım, Türkiye sırf oyun olsun diye, Avrupa’yı kızdırmak için yapıyor bütün bunları. Kuzey Kıbrıs’taki insanların elektriğe ihtiyacı falan yok zaten. Onlar mum ışığında gayet mutlular. Türkiye’nin tek derdi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs’ın harika projesini baltalamak. Başka ne amacı olabilir ki? İnsanların hayatını kolaylaştırmak gibi basit hedefler peşinde koşacak değiliz ya!

Kaynak: Ta Nea

Paça Çorbası Egemenlik Sorunu Oldu!

Greek Reporter adlı site ise bizi yine çok “ciddi” bir krizle tanıştırıyor: Paça Çorbası (Patsas) krizi! Habere göre Yunanistan, paça çorbasını “Ulusal Somut Olmayan Kültürel Miras” olarak tescil ettirmek için kolları sıvamış. Bu durum, komşuda “tüyleri diken diken etti” şeklinde yorumlanıyor. Haberde, bu lezzetli çorbanın Yunanistan için ne kadar önemli olduğu anlatılırken, Türkiye’deki yankılarına da yer verilmiş.

Nihayet beklediğimiz o büyük savaş patlak verdi! Unutun kıta sahanlığını, unutun F-16’ları… Asıl mesele paça! Derhal Birleşmiş Milletler’i göreve çağırıyorum. Taraflar arasında acil bir “Paça Ateşkesi” sağlanmalı. Bence en adil çözüm, çorbanın velayetinin bir hafta bir tarafa, bir hafta diğer tarafa verilmesi. Bu milli dava uğruna masaya oturulmayacaksa ne zaman oturulacak?

Kaynak: Greek Reporter

Girit Açıklarında Yine “Provokasyon” Peşindeymişiz

Greek Reporter’ın bir diğer haberi, Yunanistan’ın Girit’in güneyinde Chevron liderliğindeki bir konsorsiyumla imzaladığı enerji arama anlaşmasına Türkiye’nin gösterdiği tepki üzerine. Türkiye’nin bu adımı “tek taraflı bir provokasyon” olarak nitelendirdiği ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini belirttiği yazılmış. Atina’nın bu hamlesi, Yunanistan’ın enerji arama sahasını önemli ölçüde genişletmesi olarak görülüyor.

Bak sen şu işe! Yunanistan kendi belirlediği alanda, uluslararası bir devle anlaşıp arama yapıyor ve bu “provokasyon” oluyor. Ne cüret ama! Herhalde önce Ankara’dan izin almaları gerekiyordu. Denizlerdeki her türlü faaliyet için bir “icazet” mekanizması kurulmalı belki de, ne dersiniz? Bizim rızamız olmadan kimse denizde kulaç bile atmamalı!

Kaynak: Greek Reporter

Türkiye’de Tutuklama Haberleri

Naftemporiki ve Kathimerini gazeteleri, Türkiye’deki iki ayrı tutuklama olayını sayfalarına taşımış. İlk habere göre, Alman yayın kuruluşu Deutsche Welle’nin (DW) muhabiri Alican Uludağ, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “cumhurbaşkanına hakaret” ve “Türk milletini, devletini ve kurumlarını aşağılama” suçlamalarıyla gözaltına alınmış. Diğer haberde ise İtalya, Fransa, İspanya, Belçika ve Rusya’dan altı Avrupalı insan hakları savunucusunun, Türkiye’deki siyasi tutukluların koşullarını araştırdıkları için gözaltına alındıkları belirtiliyor.

Elbette, ne bekliyordunuz ki? Türkiye’de basın o kadar özgürdür ki, ara sıra gazetecilerin bilgileri doğru yaydığından emin olmak için böyle küçük kontroller yapılır. “Yanıltıcı bilgi” çok tehlikeli, malum. Hele ki ortada tek bir doğru varken! Diğer Avrupalı hak savunucuları da kesin turistik gezi kisvesi altında bizim dünyaca ünlü cezaevi konsept otellerimizin sırlarını çalmaya gelmişlerdir. Misafirperverliğimizi yanlış anlıyorlar vesselam.

Kaynak: Naftemporiki
Kaynak: Kathimerini