Fason Radyo’dan herkese selamlar! Stelyo ben, Ege’nin karşı kıyısındaki gelişmeleri sizin için derlemeye devam ediyorum. Bugün komşu basını bir hayli yoğundu. Gündemin ana maddesi, Başbakan Miçotakis’in verdiği uzun soluklu röportajdı. Röportajda Türkiye ile ilişkilere dair bolca mesaj vardı; bir yandan “ilişkiler iyiye gidiyor” derken, diğer yandan klasikleşmiş “12 mil” ve “casus belli” söylemlerini tekrarlamaktan geri durmadı. Bunun yanı sıra, Ankara’dan gelen ve Türkiye’nin F-35 programına dönüşüyle ilgili umut veren haberler de manşetlerdeydi. Gelin, bugünün gündemine daha yakından bakalım.
Miçotakis’ten İnciler: “Tek Sorun Deniz Yetki Alanları, Gerisi Menüye Ekstra”
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, bugün SKAI televizyonuna verdiği röportajda Türkiye ile ilişkilere dair geniş değerlendirmelerde bulundu. 15 Şubat’tan önce Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşeceğini açıklayan Miçotakis, Atina Mutabakatı sonrası tansiyonun düştüğünü, göç ve turizm gibi konularda iş birliğinin iyi gittiğini kabul etti. Buraya kadar her şey normal. Ancak Miçotakis, “Türkiye ile tek büyük farkımız deniz yetki alanları, MEB ve kıta sahanlığıdır,” diyerek konuyu yine bildik sulara çekti.
Ah, ne güzel! Demek ki Ege’deki tüm o “gri zonlar”, adaların silahsızlandırılması gibi konular aslında sorun değilmiş, biz yanlış biliyormuşuz. Başbakan’ın dediğine göre bunlar Türkiye’nin “menüye” sonradan eklediği, gereksiz detaylar. Miçotakis ayrıca, Türkiye’nin 30 yıllık “savaş nedeni” (casus belli) kararının artık anlamsız olduğunu, bunun Türkiye’nin Avrupa ile entegrasyonuna engel teşkil ettiğini belirtti. Ne de olsa komşular arasında savaş tehdidinin ne işi olur, değil mi? Hele ki bir taraf, karasularını 12 mile çıkarma hakkının “devredilemez ve tek taraflı” olduğunu bu kadar net ifade ederken… Yani bir sabah uyanıp “Hadi bugün Ege Denizi’ni göle çevirelim” demelerinin önünde hiçbir engel yok, komşuluk hukuku falan hak getire. Yeter ki “uygun koşulları” beklesinler. Neymiş o koşullar, merak etmiyor değiliz.
«Büyük farkımız… deniz yetki alanlarının, MEB ve kıta sahanlığının Ege ve Doğu Akdeniz’de belirlenmesidir. Türkiye bu ‘menüye’ başka konular ekledikçe, bu yönde daha ileri gitmemizin bu konjonktürde zor olduğunu anlıyorsunuz.»
Ankara’dan Gelen Sinyaller Atina’yı Düşündürüyor: F-35’ler Geri mi Dönüyor?
Günün en dikkat çekici haberlerinden biri, ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ten geldi. Barrack, Türkiye’nin S-400 sistemi nedeniyle F-35 programından çıkarılmasıyla sonuçlanan krizin “önümüzdeki dört ila altı ay içinde” çözülebileceğine dair güçlü bir sinyal verdi. Yıllardır süren anlaşmazlığın bir çözüme doğru ilerlediğini belirten Büyükelçi’nin bu sözleri, Yunanistan’daki birçok gazetede geniş yer buldu. Türkiye’nin yeniden F-35 programına dahil olma ihtimali, bölgedeki askeri dengeler açısından önemli bir gelişme. Ankara’dan gelen bu haberlerin Atina’da nasıl yankılandığını hep birlikte göreceğiz.
Kaynak: Naftemporiki
Kaynak: Kathimerini
Türkiye: Diplomatik ve Enerjik Merkez
Komşu manşetlerinde Türkiye’nin artan bölgesel rolüne dair haberler de vardı. Naftemporiki gazetesi, ABD Başkanı Trump’ın özel elçisi Steve Witkoff ile İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin bu hafta Ankara’da bir araya geleceğini yazdı. Bu görüşme, Türkiye’nin kritik diplomatik müzakereler için nasıl bir merkez haline geldiğini bir kez daha gösteriyor. Aynı gazetenin bir başka haberinde ise TurkStream boru hattı üzerinden Avrupa’ya giden Rus gazı akışının arttığı belirtildi. Bir yanda ABD ile İran Ankara’da masaya otururken, diğer yanda TurkStream Avrupa’ya gaz pompalamaya devam ediyor. Türkiye’nin bölgesel bir aktör olarak rolü, istemeseler de komşu manşetlerinde kendine yer buluyor.
Kaynak: Naftemporiki (ABD-İran)
Kaynak: Naftemporiki (TurkStream)
Bakan Güler: “Türkiye’siz Avrupa Savunması Düşünülemez”
Miçotakis’in röportajına karşılık, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler’in açıklamaları da Yunan basınında yer aldı. Kathimerini’nin aktardığına göre Bakan Güler, Türkiye’nin Avrupa savunma programlarından dışlanmasının Avrupa’ya zarar vereceğini vurguladı. Ayrıca, Ankara’nın İsrail’in Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile geliştirdiği savunma ilişkilerini “yakından ve dikkatle” izlediğini belirtti. Bu, Türkiye’nin bölgedeki gelişmelere kayıtsız kalmadığının ve kendi ulusal güvenliği için sadece NATO’ya bel bağlamayacağının net bir mesajı olarak yorumlandı.
Lavrov’dan Tarih Dersi: “Kemal’in Türkiye’sini Silah, Mühimmat ve Altınla Destekledik”
Günün ilginç notlarından biri de Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’dan geldi. Naftemporiki’nin haberine göre Lavrov, Türk medyasına yaptığı bir açıklamada, Rusya’nın Kurtuluş Savaşı sırasında “Kemal’in Türkiye’sini silah, mühimmat ve altınla desteklediğini” hatırlattı. Bu tarihi gönderme, Yunanistan için siyasi ve duygusal yükü ağır bir dosyayı yeniden açmak olarak nitelendirildi. Bölgesel dinamiklerin sürekli değiştiği bu günlerde, tarihten gelen bu hatırlatmalar oldukça manidar.

