Kalimera Fason Radyo dinleyicileri ve blogumun sadık takipçileri! Ben Stelyo, Atina’dan en taze ve en ‘objektif’ haberlerle yine karşınızdayım. Bugün komşu basınının menüsü oldukça zengin. Bir yanda Ege’de hiç eskimeyen “Navtex gerilimi” ve Kardak krizinin 30. yıl dönümü vesilesiyle hafızalara kazınan o “karanlık günler” var. Diğer yanda ise Türkiye’nin Somali’ye uzanan askeri varlığı ve dudak uçuklatan turizm rekorları… Anlayacağınız, komşuda bugün de değişen bir şey yok: Manşetlerde biraz endişe, biraz öfke ve bolca da “Ama nasıl olur?” şaşkınlığı hakim.
Ege’de Sular Isınıyor mu, Yoksa Sadece Anılar mı Canlanıyor?
Günün en popüler konusu, tahmin edeceğiniz üzere, Türkiye’nin Ege’deki faaliyetleri. Yunanistan Savunma Bakanı Nikos Dendias, Türkiye’nin Navtex ilanlarına ilişkin çok net konuşmuş: “Yunanistan böyle bir yaklaşımı ciddiye alamaz.” Eh, ne kadar da haklı! Türkiye’nin kendi kıta sahanlığında araştırma yapmak için izin istemesi ne kadar ciddiye alınabilir bir durum ki? Sonuçta Ege Denizi, herkesin bildiği gibi, tapusu tamamen Atina’ya ait bir iç denizdir, uluslararası hukukun bu sularda pek bir geçerliliği yoktur, öyle değil mi?
Kathimerini gazetesi ise Türk kaynaklarına dayandırdığı haberinde Ankara’nın “Niyetimiz gerginlik değil, Navtex’ler teknik bir konu” dediğini yazıyor. Ama Yunan basınına göre bu, kötü niyetin bir maskesi olmalı. Çünkü Türkiye’nin iyi niyetli olabileceğine inanmak, herhalde Zeus’un Olympos Dağı’ndan inip bir kahve içmeye gelmesine inanmaktan daha zordur.
Bu Navtex mevzusu, tam da Kardak (Yunanistan’daki adıyla Imia) krizinin 30. yıl dönümüne denk gelince, manşetler daha bir anlam kazanıyor tabii. Kathimerini, “Çok daha tehlikeli bir dünya” başlıklı bir analiz yayınlamış ve o günleri özel bir ekle anmış. Ah, o günler! 1996’da dünya ne kadar güvenli, ne kadar masummuş meğer! Türkiye’nin bir avuç kaya parçası için neredeyse savaş çıkaracağı o barış dolu zamanlar… Anlaşılan o ki, her yıl bu zamanlar “Türkiye’nin bitmek bilmeyen saldırganlığı” temalı etkinliklerle geçmişi yad etmek, komşuda milli bir gelenek haline gelmiş.
- Kaynak: Naftemporiki – N. Dendias: Yunanistan böyle bir yaklaşımı ciddiye alamaz
- Kaynak: Kathimerini – Türk kaynakları: Ege’de gerginlik istemiyoruz, Navtex’ler teknik bir konu
- Kaynak: Kathimerini – Çok daha tehlikeli bir dünya
- Kaynak: Greek Reporter – Türkiye, Yunanistan’ın Ege’deki araştırma faaliyetlerini koordine etmesi konusunda ısrar ediyor
Ankara’nın Ufukları: Somali’den Tahran’a Genişleyen Etki Alanı
Komşudaki endişe sadece Ege ile sınırlı değil elbette. Naftemporiki gazetesinin haberine göre Türkiye, Somali’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırmış. Neden mi? Elbette Afrika Boynuzu’nda yeni maceralar aradığı için. Bölgesel istikrara katkıda bulunmak, terörle mücadeleye destek vermek gibi gerekçeler, Yunan basını için pek de inandırıcı değil. Asıl amaç, belli ki komşuyu her coğrafyada huzursuz etmek.
Ankara bununla da yetinmiyor. Ekathimerini’nin haberine göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, İranlı mevkidaşına Tahran-Washington hattındaki gerilimi düşürmek için “arabulucu” olabileceklerini söylemiş. Harika bir fikir! Ege’de “teknik” bir Navtex meselesini bile komşusuyla çözemeyen bir ülkenin, İran-ABD arasındaki kördüğümü çözmeye talip olması ne kadar da vizyoner bir hareket. Bu “yayılmacı” ve “boyundan büyük işlere kalkan” diplomatik hamleler, Atina’da kaşların kalkmasına neden oluyor.
- Kaynak: Naftemporiki – Türkiye’nin Somali’ye F-16 savaş uçakları konuşlandırdığı iddia ediliyor
- Kaynak: ekathimerini – Erdoğan, İran Cumhurbaşkanı’na Türkiye’nin İran-ABD arasında kolaylaştırıcı olabileceğini söyledi
Ve İşte O Kıskandıran Rakamlar…
Gelelim günün en can alıcı, belki de en sinir bozucu haberine… Naftemporiki gazetesinin ekonomi sayfalarında yer alan habere göre Türkiye, geçtiğimiz yıl (2025) tam 64 milyon ziyaretçi ağırlayarak 65.2 milyar dolarlık rekor bir turizm geliri elde etmiş. Bu rakamlarda bir yanlışlık olmalı, değil mi? Zira bu kadar “saldırgan”, “güvenilmez” ve “provokatif” bir ülkeyi kim, neden ziyaret etmek istesin ki? Muhtemelen bu 64 milyon turist, Ege’deki Navtex’lerden ve Türkiye’nin ne kadar “tehlikeli” bir yer olduğundan habersizdi. Yoksa bu “riskli” topraklara adım atmaya asla cesaret edemezlerdi.

