Fason Radyo’dan herkese selamlar! Stelyo ben, yine klavyemin başında, Yunanistan basınında bizimle ilgili neler konuşulmuş, neler yazılmış bir bakalım diye oturdum. Bugünün menüsü oldukça zengin. Bir yanda neredeyse tüm gazetelerin geniş yer ayırdığı, geçmişin tozlu sayfalarından kopup gelen Kardak krizi ve bitmeyen Ege tezleri var. Diğer yanda ise drone’lar, NAVTEX’ler gibi artık klasikleşmiş “Türk provokasyonu” haberleri… Bakanların atışmalarını ve Gazze için kurulması planlanan bir Barış Konseyi’ne Türkiye ile Yunanistan’ın birlikte davet edilmesi gibi ilginç gelişmeleri de unutmayalım. Hadi, lafı uzatmadan dalalım bakalım komşunun gündemine.
Ta Nea Gazetesi’nden Ege ve Kardak Krizi Üzerine Uzun Bir Retrospektif
Bugün Ta Nea gazetesi, adeta bir Ege dosyası hazırlamış. Birkaç farklı yazarın kaleme aldığı yazılarda, 1996’daki Kardak (onların deyişiyle Imia) krizi merkezde olmak üzere, Ege’deki egemenlik tartışmaları masaya yatırılıyor. Yazarlara göre, o meşhur kriz, adeta “Pandora’nın kutusunu açmış” ve Türkiye’nin “yayılmacı talepleri” için bir başlangıç olmuş. Biliyorsunuz, her şey bir belediye başkanının adacığa bayrak dikmesiyle başlamıştı. Ne kadar da masumane, değil mi? Sanki iki ülke arasında daha önce hiçbir anlaşmazlık yokmuş, tüm sorunlar o bayrakla başlamış gibi bir hava seziliyor yazılarda. Türkiye’nin, Lozan ve Paris anlaşmalarını “revizyonist bir taktikle” sorguladığı, adaların egemenliğini ve silahsızlandırılma statüsünü bahane ederek hak iddia ettiği uzun uzun anlatılıyor.
Ah, tabii ki Türkiye bütün bunları keyfinden yapıyor. “Mavi Vatan” doktrini de zaten Ege’de barış ve huzur içinde yaşayan komşusunu rahatsız etmek için icat edilmiş bir şey. Yazılarda, adaların kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge (MEB) haklarının uluslararası hukuka göre ne kadar açık ve net olduğu, Türkiye’nin ise bu hukuku “farklı yorumladığı” vurgulanıyor. Yani anlayacağınız, hukuk sadece onların anladığı şekilde işliyor, bizim yorumumuz ise “kötü niyet” oluyor. Dönemin Başbakanı Simitis’in krizi yönetme biçimi ve ABD’ye teşekkür etmesi de yeniden gündeme getirilmiş. Anlaşılan o ki, krizin üzerinden yıllar geçse de hafızalardaki yeri taptaze.
Kaynaklar:
- Ta Nea – Yunan-Türk İlişkileri Tekrarı
- Ta Nea – Aşırı Koşullarda Sorumluluk Almak
- Ta Nea – Pandora’nın Kutusunu Açan Kriz
- Ta Nea – Değerler Strateji Olduğunda
Günlük “Provokasyon” Dozumuzu da Aldık: Drone’lar ve Anti-NAVTEX
Elbette bir Yunanistan basın turu, o meşhur “Türk provokasyonu” başlıkları olmadan tamamlanmış sayılmaz. Naftemporiki gazetesi bu görevi layıkıyla yerine getiriyor. Habere göre, iki Türk SİHA’sı güneydoğu Ege’de Atina FIR hattını ve Yunan ulusal hava sahasını “yine” ihlal etmiş. Bir diğer haberde ise Ankara’nın, Yunanistan’ın araştırma duyurusuna karşı bir anti-NAVTEX yayınlayarak “yeni bir provokasyona” imza attığı belirtiliyor. Anlaşılan o ki Ege’de bizim tarafımızdan yapılan her türlü faaliyet, otomatik olarak “provokasyon” kategorisine alınıyor. Komşunun bu titiz takibi ve belgeleme çabası gerçekten takdire şayan.
Kaynaklar:
- Naftemporiki – Ege’de Türk Drone’larından Yeni İhlaller
- Naftemporiki – Ankara’dan Yunan MEB’i İçinde Araştırmalar İçin Yeni Provokasyon
Bakanların Basın Üzerinden Tatlı Atışması
Siyaset arenasında da sular durulmuyor. Kathimerini, Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın demecine yer vermiş. Sayın Fidan’ın, “Yunanistan’daki iç siyasi dengeler, hiçbir siyasi lidere bu sorunu çözme ve imza atma imkanı vermiyor” sözleri aktarılmış. Bu tespite cevap gecikmemiş tabii. Greek Reporter ve eKathimerini gazeteleri, Yunan Dışişleri Bakanı Gerapetritis’in parlamentoda yaptığı konuşmayı manşete taşımış. Gerapetritis, karasularını genişletmenin Yunanistan’ın “müzakereye tabi olmayan münhasır ulusal hakkı” olduğunu ve Türkiye’nin casus belli (savaş nedeni) tehdidine rağmen bu niyetlerinden vazgeçmeyeceklerini bir kez daha ilan etmiş. Gördüğünüz gibi, diyalog tüm hızıyla devam ediyor; en azından basın aracılığıyla.
Kaynaklar:
- Kathimerini – Fidan’ın Haklı ve Haksız Olduğu Konular
- Greek Reporter – Yunanistan, Türk Tehditlerine Rağmen Karasularını Genişletme Niyetini Vurguladı
- eKathimerini – Gerapetritis: Deniz Hakları Müzakere Edilemez
Ortadoğu’da Barış İçin Ortak Davet
Tüm bu gergin havanın ortasında, Ta Nea’dan ilginç bir haber daha geliyor. Habere göre ABD Başkanı Trump, Gazze’deki geçiş sürecini ve yönetimi denetleyecek yeni bir “Barış Konseyi” için Yunanistan ve Kıbrıs’ı davet etmiş. İşin ilginç yanı, 25 kurucu üye arasında Türkiye’nin de yer alması. Yunan hükümet kaynakları, bu daveti “ülkelerinin artan diplomatik etkisinin ve Doğu Akdeniz’deki yükselen rolünün bir kanıtı” olarak yorumlamışlar. Ne diyelim, Ege’de anlaşamayan iki komşunun, Ortadoğu’da barışı tesis etmek için aynı masaya davet edilmesi oldukça manidar. Belki de böylesi uluslararası platformlarda birlikte çalışmak, ikili ilişkilere de bir nebze olsun olumlu yansır. Umut fakirin ekmeği ne de olsa.
Kaynak: Ta Nea – Yunanistan ve Kıbrıs, Trump Tarafından Gazze İçin ‘Barış Konseyi’ne Davet Edildi

