Fason Radyo’dan hepinize selamlar! Ben Stelyo. Yunanistan basınındaki Türkiye turumuza hoş geldiniz. Bugün komşunun gündeminde yine bolca Türkiye var. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump’a açtığı bir telefon, Atina’da her zamanki gibi “Türkiye neyin peşinde?” endişelerini tetiklemiş. Bir yandan da Avrupa Birliği’nin yeni vizyonunda Rusya ve Çin ile birlikte anılıyoruz. Gelin bakalım, denizin karşı kıyısında bugün bizim için neler yazılıp çizilmiş.
Erdoğan’dan Trump’a ‘Basın Özgürlüğü’ Telefonu
Günün en çok paylaşılan haberi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump’ı aramasıydı. Efendim, Beyaz Saray muhabirleri yemeğinde bir saldırı girişimi olmuş. Cumhurbaşkanımız da hemen telefona sarılıp üzüntülerini bildirmiş ve olayı “demokrasiye ve basın özgürlüğüne indirilmiş bir darbe” olarak nitelendirmiş. Komşumuzun Ta Nea ve Naftemporiki gibi gazeteleri, Erdoğan’ın basın özgürlüğü konusundaki bu hassasiyetini hemen başlıklarına taşımışlar. Ne kadar dikkatli gazeteciler, değil mi? Hiçbir ayrıntıyı kaçırmıyorlar. Anlaşılan o ki, dünyanın neresinde olursa olsun basın özgürlüğüne yönelik bir tehdit, Ankara’nın kırmızı çizgisi. Komşunun da bunu haberleştirmesi ne büyük incelik!
Kaynaklar:
Atina Yine Kaygılı: Türkiye Bu Defa Ne “Avlamaya” Çalışıyor?
Geldik mi en sevdiğimiz bölüme… Atina’daki derin endişeler! Saygın gazetelerden Kathimerini, Atina’da “Türkiye’nin ikili ilişkileri yakın gelecekte ciddi şekilde ‘ağırlaştırabileceği’ ihtimali üzerine bir endişe hakim” olduğunu yazıyor. Haberin başlığı daha da manidar: “Türkiye ne ‘avlamaya’ çalışıyor?”. Belli ki biz yine Ege’de uslu durmuyoruz, bir şeyler karıştırıyoruz. Sürekli bir şeyler “avlama” peşindeyiz. Belki de bu kez barış ve diyalog avına çıkmışızdır, ne dersiniz? Ama bu ihtimal, komşunun aklına pek gelmiyor anlaşılan. Onlar için oltamızın ucunda hep başka şeyler var.
Kaynak: Kathimerini
Avrupa’nın Yeni Vizyonu: Türkiye, Rusya ve Çin Aynı Safta
Kathimerini‘de yer alan bir başka köşe yazısı ise ufkumuzu iki katına çıkarıyor. Yazıda, Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in şu sözüne yer verilmiş: “Avrupa entegrasyonunu Rusya, Türkiye ve Çin’den etkilenmeyecek şekilde başarmalıyız.” Vay canına! Demek ki Brüksel koridorlarında adımız Pekin ve Moskova ile aynı cümlede geçiyor. Bir anda kendimizi küresel bir güç odağı olarak bulduk. Ya gerçekten çok büyüdük de haberimiz yok ya da “istenmeyen misafirler” listesinde zirveye oynuyoruz. Her iki durumda da Avrupa’nın geleceğini şekillendiren ülkelerden biri olduğumuz tescillenmiş. Bu gurur hepimizin!
Kaynak: Kathimerini
Komşu Dürbününden Yeni Ticaret Yolları ve Türkiye’nin Rolü
Neyse ki komşuda sadece endişe ve kaygı yok, bazen böyle ciddi analizler de yapılıyor. Yine Kathimerini‘de yer alan bir başka analizde, İran’ın Hürmüz Boğazı kozuyla başlayan ve bölgede yeni ticaret koridorlarının oluşumuna evrilen bir jeopolitik denklem masaya yatırılmış. Bu denklemde Türkiye ve Yunanistan’ın konumları da etraflıca tartışılıyor. Ne de olsa Ege’de sadece balıklar ve savaş gemileri yüzmüyor; enerji hatları, ticaret yolları ve büyük çıkarlar da yüzüyor. Bakalım bu yeni koridorlarda kim kime yol verecek, kim gişeleri tutacak? Komşuyla birlikte izleyip göreceğiz.
Kaynak: Kathimerini

