Fason Radyo’dan herkese selamlar! Ben Stelyo, komşu basındaki Türkiye turumuz başlıyor. Bugün menüde neler var diye baktığımızda, tanıdık bir futbol isminin sağlığına dair endişeler, Ankara’nın Hürmüz Boğazı’na uzanan yeni diplomatik hamleleri ve tabii ki eksik olmayan o “klasik” komşu manzaraları var. Bir yanda sporun birleştiren ve üzen yüzü, diğer yanda stratejik satranç tahtası ve her zamanki gibi askeri törenlerden yükselen “dostluk” nidaları… Hadi, bakalım Atina’dan bizim diyarlar bugün nasıl görünmüş.
Lucescu’yu Türkiye Maçı Yormuş
Komşunun spor gazetelerinden Ta Nea, Türkiye’de futbolseverlerin yakından tanıdığı, hatta bizim “İmparator” dediğimiz bir isme, Mircea Lucescu’ya geniş yer ayırmış bugün. Habere göre tecrübeli teknik direktör, Romanya Milli Takımı’nın antrenmanı sırasında bir rahatsızlık geçirerek bayılmış. Neyse ki durumu iyiymiş ve hastanede kontrol altına alınmış. İşin ilginç yanı ise Lucescu’nun kendi ağzından dökülenler. Türkiye ile oynadıkları maçın analizini yaparken sinirden ve stresten fenalaştığını anlatmış. “Maçın üzerinden üç gün geçmiş olmasına rağmen analiz yaparken çok sinirlendim. Bu sinirle midem bulandı, nefes alamadığımı hissettim,” diyor Luce. Özellikle yediğimiz goldeki hatalara fena halde içerlemiş anlaşılan. Ama bu tatsız olayda bile güzel bir detay var; Lucescu, “Türklerden, İtalyanlardan, Ukraynalılardan o kadar çok mesaj aldım ki telefonum kilitlendi. Beni bu kadar çok insanın düşündüğünü görmek beni gerçekten etkiledi,” diyerek vefasını göstermiş. Bu sağlık sorununun ardından futbolu bırakma kararı aldığını da açıklamış. Efsane hocaya biz de buradan geçmiş olsun diyelim. Belli ki Türkiye sevgisi de, Türkiye maçlarının stresi de kalbinde ayrı bir yer tutuyor.
Kaynak: Ta Nea
Ankara, Hürmüz Boğazı’na Göz Kırpıyor
Naftemporiki gazetesinde yer alan bir haber ise Türkiye’nin uluslararası arenadaki etkinliğinin ne denli arttığını gözler önüne seriyor. Habere göre Pakistan, dünya petrol sevkiyatının kalbi sayılan Hürmüz Boğazı’nın yönetimi için bir konsorsiyum kurulmasını masaya yatırmış. İşin can alıcı noktası ise bu konsorsiyum için önerilen ülkeler: Türkiye, Mısır ve Suudi Arabistan. Pakistan’ın, İran’daki savaşı bitirmek için arabuluculuk çabaları kapsamında bu ülkelerle ortak görüşmeler yaptığı belirtiliyor. Dünya deniz ticaretinin en kritik geçiş noktalarından birinde Türkiye’nin adının geçmesi bile, Ankara’nın artık sadece kendi bölgesinde değil, küresel ölçekte bir oyuncu olarak görüldüğünün kanıtı. Komşu basın da bu gelişmeyi dikkatle izliyor ve haberleştiriyor. Bakalım bu öneri somut bir adıma dönüşecek mi?
Kaynak: Naftemporiki
Askeri Tören, ‘Kıbrıs Sloganları’ ve Soruşturulmayan ‘Dostluk’ Mesajları
Ve gelelim günün “klasik” haberine… Yine Naftemporiki gazetesinden. Yunanistan’daki bir askeri geçit töreninde “Kıbrıs lehine” sloganlar atıldığı iddiaları üzerine Savunma Bakanlığı kaynakları bir açıklama yapmış. Açıklamada, bu sloganlar için herhangi bir Yeminli İdari Soruşturma (EDE) başlatılmadığı belirtilmiş. Aman ne büyük sürpriz! Neden soruşturma açılsın ki zaten? Milli bir bayramda, resmi bir askeri geçit töreninde Kıbrıs’ın “bölünmez Helenizm’in” bir parçası olduğunu haykırmak, adadaki Türk varlığına yönelik tehditler savurmak son derece normal, hatta beklenen bir durum değil mi? Bunlar herhalde barış ve kardeşlik mesajları olarak kabul ediliyor. Sanki oradaki Türkler’e çiçek uzatıyorlardı da biz yanlış anladık. Belli ki Bakanlık da “Çocuklar içlerinden geldiği gibi ‘dostluk’ mesajlarını vermiş, ne var bunda soruşturacak?” diye düşünmüş. Endişeye mahal yok, komşuda her şey yolunda, sadece rutin komşuluk folklorü sergileniyor.
Kaynak: Naftemporiki

