🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 03 Mart 2026

Herkese merhaba Fason Radyo’dan Stelyo ben. Komşunun basınında bugün yine gündem yoğun. Dünya, İran’a yapılan saldırının ardından yeni bir nükleer silahlanma yarışının eşiğindeyken, manşetlerde Türkiye’nin bu tablodaki “endişe verici” rolü ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki yeni “güç gösterisi” ön plandaydı. Elbette Ege’deki günlük rutinimiz de unutulmamış. Gelin, dalgaların diğer yakasında neler konuşulmuş, hep birlikte bakalım.

Nükleer Kıyamet Senaryolarında Türkiye Başrolde

Komşunun saygın gazetelerinden Ta Nea, bugün manşetini dünyayı saran nükleer silahlanma yarışına ayırmış. Habere göre, İsrail-ABD’nin İran’ın nükleer tesislerine saldırmasıyla Pandora’nın kutusu açılmış. İran uranyum zenginleştirmeyi %90’a çıkarmış, Fransa Cumhurbaşkanı Macron hemen kendi nükleer cephaneliğini artıracağını duyurmuş, Suudi Arabistan ve BAE “barışçıl” programlarına hız vermiş. Kısacası, gezegenimiz yine o bildiğimiz “Soğuk Savaş” günlerine doğru tam gaz ilerliyor.

Peki bu devler arenasının ortasında Türkiye ne yapıyor? Gazeteye göre Türkiye, politikasını gözden geçirerek NATO’dan Orta Anadolu’ya nükleer silah yerleştirmesini istemiş ve kendi ulusal programı için de düğmeye basmış. İşte tam bu noktada haberin en can alıcı kısmına geliyoruz. NATO, bu gelişmeler üzerine Doğu Akdeniz’e ve Yunanistan’a ek kuvvetler gönderiyormuş. Sebebi ne dersiniz? Tabii ki “Türkiye’nin hamleleri yüzünden.”

Yani anlıyorsunuz değil mi? Bütün dünya nükleer düğmelerin yerini ezberlemeye başlamış, herkes cephaneliğini dolduruyor ama NATO’nun bölgedeki temel endişesi bizimkilerin attığı adımlar. Sanki diğer herkes güller ve çiçeklerle dolu bir dünyada yaşarken bir tek Türkiye durup dururken nükleer arayışa girmiş gibi. Neyse ki NATO durumu fark etmiş de hemen Yunanistan’a kuvvet yığarak önlemini almış. Dünya rahat bir nefes alabilir!

Kaynak: Ta Nea

Ortadoğu Yanarken Komşudan “Güç Sembolleri”

Yine Ta Nea gazetesinin bir başka köşe yazısında, İran’daki “kaba rejime” karşı yapılan ABD müdahalesi övülürken, konu bir anda Atina’nın Kıbrıs’a gönderdiği savaş gemilerine geliyor. Yunanistan hükümeti, Kıbrıs’a dört savaş uçağı ve en önemlisi iki fırkateyn gönderme kararı almış. Yazar, bu hamleyi “on yıllardır ilk kez Yunanistan’ın askeri doktrinini değiştirmesi” ve “tartışmalı bölgelerde Türkiye’nin olası tepkilerini dikkate almadan egemenlik haklarını kullanması” olarak yorumluyor.

Ne kadar harika bir zamanlama, değil mi? Bütün bölge alev topuna dönmüşken, füzeler havada uçuşurken komşunun gündemi, Kıbrıs’a gönderilen iki fırkateynle “güç sembolleri” üzerinden siyaset yapmak. “Bakın, artık Türkiye’den çekinmiyoruz” mesajı veriyorlarmış. Eminim bölgedeki tüm aktörler, bu son derece önemli “sembolik” hamleyi not etmiş ve pozisyonlarını buna göre yeniden ayarlamıştır. Ortadoğu’daki yangının ortasında böyle stratejik hamleler insana güven veriyor doğrusu.

Kaynak: Ta Nea

Ve Diğer Gelişmeler…

Günün geri kalanında ise daha alışkın olduğumuz başlıklar var. Naftemporiki gazetesinin haberlerine göre, günümüz Ege’deki rutin hava sahası ihlalleri olmadan geçmemiş. Yunanistan Genelkurmay Başkanlığı’na göre iki Türk İHA’sı dört kez hava sahasını ihlal etmiş. Sabah kahvesi gibi bir şey bu artık sanırım, güne bu haber olmadan başlayamıyorlar.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin Ortadoğu’daki savaşı bitirmek için “yoğun” diplomatik çaba harcadığını belirtmiş. (Kaynak: Naftemporiki)
  • Dışişleri Bakanları Hakan Fidan ve Yorgo Gerapetritis, bölgedeki son durumu değerlendirmek üzere bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişler. (Kaynak: Naftemporiki)
  • Ve tabii ki günlük ihlal raporumuz: Ege’de 4 Türk hava sahası ihlali kaydedilmiş. Günün bu habersiz geçeceğinden endişelenmeye başlamıştım. (Kaynak: Naftemporiki)
  • Savaşın etkisiyle yüzlerce İranlının Türkiye sınırını geçtiği haberleri de basında yer bulmuş. (Kaynak: Naftemporiki)
  • Ayrıca ekathimerini, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’nin CAATSA yaptırımlarını kaldırmak için çalıştıklarını söylediğini yazmış. (Kaynak: eKathimerini)

Evet, komşudan bildireceklerim bugünlük bu kadar. Görünen o ki, dünya ne kadar karışırsa karışsın bazı gündemler hiç değişmiyor. Yarın yine aynı frekansta buluşmak üzere, şimdilik hoşça kalın.