Fason Radyo’dan herkese selamlar! Ben Stelyo. Bugün komşu Yunanistan’ın basınında yine Türkiye rüzgarları esiyor. Gündem yoğun; bir yanda diplomatik ziyaretlerin ardından gelen “sakin sular, belirsiz derinlikler” analizleri, diğer yanda Girit açıklarında alevlenen enerji restleşmeleri var. Ama durun, en önemlisini sona sakladım: Milli bir mesele haline gelen paça çorbamız! Gelin, komşunun gözünden bize bir bakalım.
Sakin Sular, Belirsiz Derinlikler
Naftemporiki gazetesi, Başbakan Miçotakis’in Ankara ziyaretini “Sakin Sular, Belirsiz Derinlikler” başlığıyla ele almış. Yazıda, görüşmenin “tipik” bir ikili temas olarak beklentiler dahilinde geçtiği belirtiliyor. Yani görünürde her şey yolunda, ama suyun altı her zamanki gibi tekinsiz mesajı veriliyor.
Ah, komşularımızın bu şiirsel anlatımına bayılıyorum! Bir diplomatik ziyaret bile nasıl felsefi bir derinliğe ulaşıyor, görüyorsunuz değil mi? Sular sakin, evet, ama o “belirsiz derinliklerde” acaba ne gizli? Tabii ki kötü niyetli, yayılmacı Türkler! Başka ne olabilir ki? İyi niyet ve samimiyet olacak hali yok ya. Neyse ki komşu basını her zaman tetikte de bizi bu “derin” tehlikelere karşı uyarıyor.
Kaynak: Naftemporiki
Yaylalı Davası ve Sınır Dışı Riski
Yine Naftemporiki’de yer alan bir habere göre, Pontus kökenli Türk vatandaşı Yannis-Vasilis Yaylalı’nın Yunanistan’a yaptığı sığınma talebi ilk derecede reddedilmiş ve kendisi sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya kalmış. Haberde, bu kararın ardından aktiviste destek olmak için ciddi bir kamuoyu tepkisi oluştuğu da belirtiliyor.
İnsan hakları temelindeki bu gibi konular, denizin iki yakasında da hassasiyetle takip edilen, siyasetin üzerinde durması gereken meseleler. Bir insanın kökeni nedeniyle yaşadığı topraklarda veya sığındığı yerde zorluk çekmesi kabul edilemez. Umarız süreç herkes için en adil şekilde sonuçlanır.
Kaynak: Naftemporiki
Girit Açıklarında Chevron Gerilimi
Greek Reporter, Atina’nın Girit’in güneyinde enerji arama ve çıkarma faaliyetleri için Amerikan enerji devi Chevron liderliğindeki bir konsorsiyumla anlaşma imzalamasına Türkiye’nin sert tepki gösterdiğini yazıyor. Türkiye, bu adımı “tek taraflı bir provokasyon” olarak nitelendirmiş ve uluslararası hukukun ihlali olarak gördüğünü belirtmiş.
Elbette provokasyon. Yunanistan’ın, uluslararası hukukun “bir dakika, bu sular tartışmalı, oturun anlaşın” dediği bir alanda tek başına hareket etmesi ne kadar da yapıcı ve barışçıl bir adım, öyle değil mi? Türkiye’nin bu konularda hiç söz hakkı olmamalı zaten. Ne de olsa o suların tapusu ezelden beri komşunun üzerine kayıtlı. Biz sonradan gelip huzurlarını kaçırıyoruz.
Kaynak: Greek Reporter
Büyük Çorba Savaşı: Paça Kimin?
Ve geldik günün en kritik, en hayat memat meselesine! Greek Reporter’ın haberine göre, Yunanistan, “Patsas” yani bizim bildiğimiz kelle paça veya işkembe çorbasını, “Ulusal Somut Olmayan Kültürel Miras” olarak tescil ettirmek için harekete geçmiş. Bu hamlenin komşu Türkiye’de kaşların çatılmasına neden olduğu da eklenmiş.
Nihayet! Yoğurt, baklava, döner derken en büyük kültürel miraslarımızdan birinin daha asıl sahibini öğrenmiş olduk. Yüzyıllardır bu topraklarda şifa niyetine içilen, sabahın dördünde esnaf lokantalarının yolunu tutmamıza neden olan bu eşsiz lezzetin mucidi meğer komşuymuş. Biz Türkler zaten çorbayı pek sevmeyiz, muhtemelen onlardan görüp bir heves denemişizdir. Kültürel miraslarına sahip çıktıkları için kendilerini tebrik ediyorum!
Kaynak: Greek Reporter

