Fason Radyo’dan herkese selamlar! Ben Stelyo. Atina’da sizler için komşu basınına bir göz attım yine. Bugün menü oldukça çeşitli. UEFA sıralamasındaki tatlı rekabetimizden, Türkiye’nin dizi diplomasisine yaptığı yatırıma, oradan da bizi “İran’dan daha tehlikeli” bulan akıl almaz yorumlara kadar uzanan bir yelpaze var. Hatta bir de Kapadokya’nın unutulmuş Rumcasına dair nostaljik bir yolculuk da cabası. Görünen o ki komşu, bir yandan yeşil sahalarda bizi kıskanırken, diğer yandan da ne kadar tehlikeli olduğumuzu kendi kendilerine anlatmaya devam ediyorlar. Hadi gelin, başlayalım şu gazete turuna.
Türkiye Tehlikelidir, Çünkü Baklavası Çok Güzeldir!
Günün en “aydınlatıcı” haberi şüphesiz Kathimerini gazetesinden geliyor. İsrailli bir yetkili olan Ohan Tal, gazeteye verdiği demeçte o muhteşem tespiti yapmış: “Türkiye, İran’dan daha tehlikeli.” Duyunca insan bir an duraksıyor tabii. Yıllardır nükleer programlarla, Ortadoğu’daki vekalet savaşlarıyla gündem olan İran’ı bir kenara koyup, tehlike sıralamasında bizi bir numaraya yerleştirmek… Epey vizyoner bir bakış açısı. Herhalde bizim SİHA’lardan değil de, dünyaya yaydığımız dizilerden, her köşe başında açılan dönercilerden ve turistleri mest eden baklavadan falan korkuyorlar. Kültürel emperyalizmimiz İran’ın nükleer programından daha büyük bir tehdit oluşturuyor olmalı. Ne diyelim, bu kadar tehlikeli bir ülke olduğumuzu öğrendiğimiz iyi oldu. Artık adımlarımızı ona göre daha dikkatli atarız!
Kaynak: Kathimerini
Dizi Sektörüne Devlet Dopingi: “Yayınla Yavrum, Parası Bizden!”
Naftemporiki ve Kathimerini gazeteleri, Ankara’nın yeni “yumuşak güç” hamlesini manşetlerine taşımış. Hükümet, Türkiye’yi, Türkçeyi ve Türk mutfağını tanıtan dizilere bölüm başına 100.000 dolara varan teşvik vereceğini açıklamış. Anlaşılan o ki, Muhteşem Yüzyıl’dan sonra Hürrem Sultan’ın mutfağı yeterince tanıtım yapamamış! Şaka bir yana, dünyanın dört bir yanında zaten fırtınalar estiren dizi sektörümüze bir de resmi destek gelmesi, komşunun dikkatinden kaçmamış. Yakında dizilerde her sahnede bir baklava tepsisi, her diyalogda “Türkiye ne güzel, gelsene” alt metni görürsek şaşırmayalım. Turizmi patlatmak için senaristlerimizin omuzlarına ne büyük bir yük bindi ama!
Kaynak: Naftemporiki
Kaynak: Kathimerini
Yeşil Sahalardaki Tatlı Atışma: UEFA Puan Durumu
Ta Nea gazetesi, UEFA ülke sıralamasındaki yerini koruyan Yunanistan’ı yazmış. Olympiakos’un aldığı mağlubiyet sonrası puan alamamışlar ve 11. sırada kalmışlar. Haberin en can alıcı kısmı ise sıralama tablosu… O tabloda kim 9. sırada dersiniz? Tabii ki Türkiye! Hemen enselerindeyiz demeyi çok isterdim ama aramızda biraz fark var, biz onların önündeyiz. Komşu 11. sırada yer alırken, biz 9. sıradaki yerimizi koruyoruz. Bu sıralama, Avrupa kupalarına kaç takım göndereceğimizi belirlediği için oldukça kritik. Şimdilik komşuya nazikçe el sallıyoruz bulunduğumuz yerden. Ama futbolda dün yoktur, yarın vardır; rehavete kapılmak olmaz.
Kaynak: Ta Nea
Meclis’ten Barış Sürecine Yeşil Işık
Kathimerini, Türkiye’deki iç siyasete dair önemli bir gelişmeyi de okuyucularına duyurmuş. Meclis komisyonunun, PKK ile barış sürecinin ilerletilmesi yönündeki rapora “yeşil ışık” yaktığını yazıyor. Haberde, “terörsüz bir Türkiye” hedefiyle hazırlanan raporun komisyondan geçtiği belirtiliyor. İşte bu, bir yanda “en tehlikeli ülke” yaftası yapıştırılmaya çalışılırken, diğer yanda ülke içinde barış ve huzur için atılan adımların bir kanıtı. Umarız bu girişimler, hem ülkemize hem de bölgemize kalıcı bir huzur getirir.
Kaynak: Kathimerini
Anadolu’nun Kayıp Dili: Kapadokya Rumcası
Greek Reporter’da bugün içimizi ısıtan, kültürel bir habere denk geldim. Kapadokya’da konuşulan ve artık neredeyse unutulmuş bir dil olan Kapadokya Rumcası üzerine harika bir yazı kaleme almışlar. Bu toprakların ne kadar zengin bir tarih ve kültürel mozaiğe sahip olduğunu bir kez daha hatırlatıyor insana. Modern Türkiye’nin kalbindeki bu dilsel hazinenin hikayesi, aslında hepimizin ortak geçmişinin bir parçası. Siyasetin ve gerginliklerin gölgesinde unuttuğumuz bu gibi güzellikleri hatırlatan yazıları görmek gerçekten çok değerli.
Kaynak: Greek Reporter
Komşuya Gelen Yağmur Bize de Uğrar mı?
Ve son olarak Ta Nea gazetesinden bir hava durumu haberi. Meteorologlar arasında “Kasırga Hattı” (Squall Line) adı verilen bir hava olayı üzerine bir tartışma yaşanıyormuş. Cuma günü Yunanistan’ı etkilemesi beklenen bu yağışlı ve fırtınalı sistemin, Pazar günü istikametini Türkiye kıyılarına çevirmesi bekleniyormuş. “Komşuda pişer, bize de düşer” atasözü bu kez yağmur için geçerli olacak gibi. Şemsiyeleri hazırlamakta fayda var, komşudan serin bir selam geliyor anlaşılan.
Kaynak: Ta Nea
Bugünlük Atina’dan bildireceklerim bu kadar. Yarın yine komşu basınında neler olup bittiğini konuşmak üzere, hoşça kalın!

