🇬🇷 Komşu’dan Türkiye Haberleri – 13 Şubat 2026

Kalimera Fason Radyo dinleyenleri ve blogumun sadık okurları! Ben Stelyo, yine Atina’dan bildirmeye devam ediyorum. Bugün komşunun gündemi yine bir hayli bizle dolu. Ankara’da gerçekleşen Erdoğan-Miçotakis görüşmesi, beklendiği gibi Atina’da iç siyasetin ana malzemesi haline gelmiş durumda. Hükümet “başarı” derken, muhalefet “zaman kazanmaktan başka bir şey değil” diye veryansın ediyor. Bunun yanı sıra Türkiye’nin bölgesel gücü, Sırbistan Cumhurbaşkanı’nın ağzından manşetlere taşınmış. Tabii bir de Libya’da petrol arama hakları almamız var ki, eminim bu haber komşuda bazılarını pek de memnun etmemiştir. Hatta gelin, Amerikalı bir siyasetçinin attığı tweet’i silmesinin arkasında bile nasıl “bizim parmağımız” arandığını görelim. Hazırsanız, Ege’nin karşı kıyısındaki yankılarımıza bir göz atalım.

Miçotakis-Erdoğan Görüşmesi: Atina’da “Başarı” ve “Hayal Kırıklığı” Tartışması

Ankara’daki zirve, Yunanistan’da tam bir siyasi turnusol kağıdına dönmüş. Hükümet kanadı, Naftemporiki‘nin de yazdığı gibi, ziyareti eleştirenlerin haksız çıktığını ve Başbakan Miçotakis’in “tüm ulusal çizgileri” masaya koyduğunu savunuyor. Greek Reporter da “Ege’de sakin suları pekiştirme” vurgusuyla olumlu bir tablo çiziyor. Kısacası, hükümete göre her şey yolunda, diyalog kanalları açık ve bu büyük bir başarı.

Ama madalyonun bir de öbür yüzü var. Ana muhalefet partisi SYRIZA’nın lideri Sokratis Famellos, yine Naftemporiki‘de yer alan demecinde, bu görüşmeyle sorunlara sadece “zaman kazandırıldığını”, gerçek bir ilerleme olmadığını söylüyor. eKathimerini gazetesi de muhalefetin genel olarak hükümeti Ankara’ya karşı “yeterince sert bir duruş sergilememekle” suçladığını aktarıyor. Anlaşılan o ki, komşuda hükümet ve muhalefet arasındaki en keyifli spor dallarından biri, Türkiye üzerinden birbirine laf atmak. Biz ne yapsak, hangi adımı atsak, orası için mutlaka bir iç politika malzemesi çıkıyor.

Kaynaklar:

Türkiye’nin Yükselen Profili: “Bölgesel Değil, Küresel Güç”

Komşuda iç siyaset böyleyken, dışarıdan Türkiye’ye bakış oldukça farklı. Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in Ankara ziyaretinde söylediği sözler Naftemporiki gazetesinde manşetten verilmiş: “Türkiye sadece bölgesel değil, aynı zamanda küresel bir güçtür.” Bu tür övgülerin Yunan basınında yer bulması her zaman ilginçtir.

Bu “güç” temasını destekleyen bir başka haber de Kathimerini‘den geliyor. Gazete, Libya’da Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO) hem karada hem de denizde iki parselde hidrokarbon arama hakkı kazandığını duyuruyor. Hani şu bizim Libya ile imzaladığımız ve Atina’nın “yok hükmünde” saydığı anlaşma var ya, işte o anlaşmanın meyveleri toplanmaya devam ediyor. Bu haberin Atina’da diplomatik çevrelerde nasıl bir memnuniyetle karşılandığını tahmin etmek zor olmasa gerek!

Yine Kathimerini‘de yer alan bir analizde ise Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki rekabetin Akdeniz’deki dengeleri nasıl değiştirdiği anlatılırken, Suudilerin BAE’ye karşı Türkiye ve Katar’a yaklaştığı belirtiliyor. Görünen o ki, satranç tahtasında taşlar sürekli yer değiştiriyor ve Türkiye oyun kurucu rollerden birini kapmış durumda.

Kaynaklar:

Her Taşın Altından Türkiye Çıkarsa: Tweet Silme Operasyonu

Ve gelelim Yunan basınının o çok sevdiği “Türkiye’nin görünmez eli” temalı haberlere. Greek Reporter‘da yer alan habere göre, Amerikalı bir siyasetçi olan JD Vance, Ermeni Soykırımı ile ilgili attığı bir tweet’i “Türkiye’yi üzmemek için” silmiş. Haberin başlığı bile bu şekilde. Ah, bu biz Türkler! Ne kadar da güçlüymüşüz meğer. Amerika’da bir siyasetçi tweet atıp siliyor ve bunun tek sebebi biziz. Elbette Amerikalı bir siyasetçinin kendi dinamikleri, politik hesapları veya danışmanlarının uyarısı olamaz. Her şey Türkiye’nin gazabından korktukları için oluyor. Baksanıza, süper güç olmuşuz da haberimiz yok!

Kaynak:

Sofradaki Türkiye: Levrek Dolandırıcılığı

Siyasetten biraz uzaklaşıp sofralara uzanalım. Ta Nea gazetesi, dünya genelindeki balık sahtekarlığını masaya yatırmış. Haber oldukça ilginç detaylar içeriyor. Örneğin, pahalı balık diye daha ucuz türlerin satılması gibi. Bizi ilgilendiren kısım ise İtalya’dan bir örnekle veriliyor: Türkiye veya Yunanistan’dan ithal edilen çiftlik levreği, İtalya’da “yerli ürün” etiketiyle üç kat daha pahalıya satılabiliyormuş. Yani bizim levrek, İtalya’da milliyetçi duygularla pazarlanıyor. Buna ticari zeka mı desek, yoksa düpedüz dolandırıcılık mı, kararı size bırakıyorum.

Kaynak:

Son olarak eKathimerini‘den kısa bir not: 2025 yılında Bulgaristan vatandaşlığı alan yabancılar arasında Türkler, Ukraynalılardan sonra ikinci sırada yer alıyormuş. Gündemin yoğunluğunda arada böyle ilginç istatistikler de kaybolmasın.

Bugünlük Atina’dan aktaracaklarım bu kadar. Gördüğünüz gibi komşunun gündeminden hiç düşmüyoruz. Yarın yeni gelişmelerle yine burada olacağım. Şimdilik hoşça kalın!