Kalimera Fason Radyo dinleyicileri ve blogumun sadık takipçileri! Stelyo ben, Ege’nin karşı kıyısından en taze haberlerle yine karşınızdayım. Malumunuz, Başbakan Miçotakis Ankara’ya geliyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bir araya gelecek. “Zeytin dalı”, “dostluk köprüsü”, “sakin sular” derken, komşu basını yine beklentilerimizi boşa çıkarmadı. Bir yanda “provokasyon” çığlıkları, diğer yanda milyar dolarlık ticaret hedefleri… Atina’da bugün hava parçalı bulutlu ve bol çelişkili anlaşılan. Gelin, gazete manşetlerinde neler var birlikte bakalım.
Zirve Öncesi Klasiği: “Provokatif Türkiye” Sahnede!
Beklendiği gibi, Miçotakis’in Ankara ziyareti yaklaşırken Yunan basınında “provokasyon” kelimesi yine en çok kullanılanlar listesine birinci sıradan giriş yaptı. Naftemporiki ve Kathimerini gazeteleri, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik’in adaların gayriaskeri statüsüne ilişkin açıklamalarını manşetlere taşımış. Başlıklar pek şaşırtıcı değil: “Miçotakis’in Ziyaretinden Hemen Önce Provokatif Çelik”. Aman Allah’ım, ne büyük bir diplomatik skandal! Türkiye, yıllardır savunduğu bir tezi, uluslararası anlaşmalara dayanan bir argümanı tekrar dile getirmiş. Ne kadar ayıp, ne kadar düşüncesizce… Tam da Miçotakis gelecekken olacak iş mi? Zirve öncesi herkesin sadece baklava ve sirtakiden bahsetmesi gerekirdi, değil mi? Türkiye’nin kendi tezlerini dile getirmesi ne zaman provokasyon olmaktan çıkacak, işte o gün Ege’ye gerçekten bahar gelecek.
Kaynak: Naftemporiki
Kaynak: Kathimerini
Denizlerdeki Korkunç “Savaş”: NAVTEX’ler!
Durun, daha bitmedi! Kathimerini’ye göre Ankara, “NAVTEX savaşını” sürdürüyormuş. Evet, yanlış okumadınız: “Savaş”. Herhalde Türkiye’nin yayınladığı seyrüsefer bildirimleri Atina’da sirenlerin çalmasına neden oluyor. Bu korkunç “savaşta” kullanılan silahlar ise koordinatlar ve denizcilere yönelik uyarılar. Tüyler ürpertici! Türkiye’nin 25. meridyenin doğusunda kendi yetki alanı olduğunu düşünmesi ve buna göre hareket etmesi, komşumuz için bir savaş ilanıyla eşdeğer anlaşılan. Sakin olun dostlar, klavyelerden atılan bu “mermiler” kimseyi yaralamaz.
Kaynak: Kathimerini
Kaynak: ekathimerini
Bir Gülüşün Anatomisi: Fidan’ın Nükleer Sırları
Günün en ilginç haberi ise Kathimerini’den. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a bir gazeteci “Türkiye’nin nükleer silahı olmalı mı?” diye sormuş. Fidan ise bu soruya sessiz kalıp gülümsemiş. İşte bu! Komşu basını için şifre çözülmüştür. Bu gülüş, kesinlikle gizli bir nükleer programın, yer altı tesislerinin ve dünyayı ele geçirme planlarının bir itirafı olmalı. Başka ne olabilir ki? Bir Türk bakanın bir soru karşısında gülümsemesi, elbette ki basit bir mimik olamaz. Altında mutlaka karanlık ve derin anlamlar yatıyordur. Sherlock Holmes’u kıskandıran bu derin analiz için kendilerini tebrik ediyoruz.
Kaynak: Kathimerini
İyi Niyet Göstergesi: 30 Yıllık Yarayı Kaşımak
Tam da “ilişkiler ısınıyor” derken, ekathimerini gazetesi, 30 yıl önceki Kardak (Imia) krizi sırasında düşen Yunan helikopteriyle ilgili gizliliği kaldırılmış bir balistik raporu yayınlama kararı almış. Ne kadar manidar bir zamanlama! İki liderin buluşmasına saatler kala, böylesine trajik ve hassas bir konuyu yeniden gündeme getirmek, herhalde iyi niyet ve dostluk pekiştirme amaçlıdır. Geçmişin acılarını bugünün diyalog masasına meze yapmaktan daha barışçıl bir hareket düşünülemezdi zaten. Alkışlar bu incelikli gazetecilik anlayışına…
Kaynak: ekathimerini
Tabii ki Ankara’ya Gitmeden Önce Lefkoşa Aranır
Naftemporiki, Miçotakis’in Ankara’ya gelmeden önce Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Hristodulidis ile bir telefon görüşmesi yaptığını yazıyor. Eh, bu da bir gelenek oldu artık. “Kötü” komşuyla görüşmeye gitmeden önce diğer “mağdur” kardeşi arayıp taktikleri bir gözden geçirmek lazım. “Sakın unutma, biz haklıyız, onlar haksız”, “Müzakere masasında bu kozu oynarız” gibi telkinler… Ne diyelim, dayanışma ruhu böyle bir şey.
Kaynak: Naftemporiki
Neyse ki Umut Veren Haberler de Var
Tüm bu gerginlik ve “savaş” çığırtkanlığının arasında, Greek Reporter’dan güzel bir haber gözümüze çarpıyor. Zirve öncesi iki ülkenin ticaret hacmi hedefini 10 milyar dolara çıkarmayı hedeflediği belirtiliyor. İşte bu! Siyasetçiler ve gazeteciler kendi “savaşlarını” sürdürürken, insanlar, iş dünyası kendi yolunu buluyor. Demek ki Ege’nin iki yakası arasındaki tek köprü, laf köprüsü değilmiş.
Kaynak: Greek Reporter
Aynı gazetede bir de İstanbul’daki Panagia Mouchliotissa (Kanlı Kilise) hakkında harika bir yazı var. Fatih Sultan Mehmet fermanıyla korunan ve o günden beri hiç kapanmadan ibadete açık kalan tek kiliseymiş. İşte bu hikayeler, manşetlerdeki kavgacı dilin ne kadar yüzeysel olduğunu bize hatırlatıyor. Paylaştığımız o kadar derin bir tarih, o kadar zengin bir kültür var ki… Belki bir gün gazeteler de “NAVTEX savaşı” yerine bu güzellikleri manşete taşır. Ne dersiniz, çok mu hayalperestim?
Kaynak: Greek Reporter
Bugünlük Atina’dan bildireceklerim bu kadar. Zirvenin sonuçlarını ve komşu basınının bu sonuçları nasıl “yorumlayacağını” hep birlikte göreceğiz. Kulağınız Fason Radyo’da, gözünüz bu sayfalarda olsun!

